Sosyal Etki ve Uyma Davranışı – Ne Zaman Gruba Uyarız?

Biz insanların en temel ve ortak özelliklerinden biri sosyal bir varlık olmamızdır. Gerçekten de insan doğumdan itibaren toplum denilen olgunun içerisindedir ve gerçekliğinin farkındadır. İçerisinde yaşadığı toplumu farklı şekillerde etkiler ona yön verir ve kendisi de toplumdan etkilenir. Sosyal etki dediğimiz bu durum sonucunda ise sosyal davranış oluşur. Sosyal davranış ne demektir, öncelikle bunu biraz açalım:

1) Apartmana yeni taşınan Selvi Hanım’dan hiç hoşlanmayan ve ondan uzak duran Aslı Hanım, diğer komşularının onunla çok iyi anlaştığını fark ettikten sonra Selvi Hanım’la yakınlık kurmaya çalışır.

2) Okuduğu kitabı hiç beğenmeyen Buse arkadaşlarının o kitabı çok beğendiklerini söylemeleri üzerine onlarla aynı fikirde olduğunu söyler.

Bu olaylar hepimizin günlük hayatta karşılaşabileceği içerisinde sosyal etki olan davranışlardır. Her birinde sosyal davranış vardır ve kişinin tutum ya da davranışını bir başkasından etkilenerek değiştirmesini gözlemleriz. Kişi davranışını kendi istediği, duygu düşünce ya da tutumları doğrultusunda değil başklarından etkilenmesi
sonucu değiştirir.

İnsan davranışları görünürde birbirinden çok farklıdır. Anne- baba çocuklarından kardeşler birbirlerinden çok farklı tutum inanış ve davranış kalıplarına sahiptir. Bütün bunlar o kişiye has bir görüntü çizer ve bir başkasında aynen görülmesini beklemeyiz. Davranış kalıpları daha genel boyutta düşünüldüğünde kültürden kültüre de
oldukça farklı bir duruş sergiler. Bir toplumda erkeklerin atılgan, ciddi ve biraz kaba olması hoş karşılanırken bir başkasında bu özelliklere sahip erkekler dışlanabilir.

Bu kadar ayrı görünmelerine rağmen insan davranışlarının birçok ortak noktası vardır. İnsanlar bunca farklılığa rağmen birbirlerine benzerler. Sosyal psikoloji de işte bu benzerlikleri ve gruba uyma davranışını araştırır.

Gruba uyma davranışı kişilerin davranışlarında bir ahenk meydana getirir. Bireylerin başkalarının davranışlarını tahmin edebilmesini ve kendi davranışlarını da buna göre ayarlamalarına olanak sağlar. Bu da sosyal ilişkileri düzenler ve çatışmasız hale getirir. Bu ahenk kısmen çocukluktan itibaren ortak öğrenmeler sonucu bireye kazandırılan
birtakım davranış kalıpları ve toplumsal normlar ile oluşur. Ancak insanlar uyma davranışını her zaman zorunda oldukları için ya da ortak öğrenmeler neticesinde gerçekleştirmezler.

Örneğin yolda birkaç kişinin durup belirli bir yöne doğru baktıklarını görürseniz muhtemelen siz de durur ve o yöne doğru bakarsınız. Ya da okulda veya iş yerinizdeki ilk gününüzü düşünün. Hangisinin kadınlar tuvaleti olduğunu bilemediğinizde içinden bir kadının çıktığı kapıya doğru yönelirsiniz.

Bu örneklerde herhangi bir toplumsal norm yoktur ama yine de başkalarının davranışlarına güveniriz ve bunun gerçeği yansıttığına inanırız. Onun da yanlış yapma olasılığını aklımıza getirmeden diğer kadının çıktığı kapıya doğru rahatlıkla yöneliriz mesela. Bu gibi uyma davranışları kişiye bilgi sağlar ve gerçeği tanımlamasına yardımcı olur.

Uyma davranışını detaylıca anlamak için sosyal psikloloji alanında yapılmış dört büyük deneye bakalım:

1.Sherif’in ( Muzaffer Şerif Başoğlu) ”Grup Normunun Oluşması” Deneyi:

Karanlık bir odada hareketsiz duran bir ışığa bir süre dikkatle bakarsak sabit duran ışığı hareket ediyor gibi görürürüz. Bu bir çeşit görsel algı yanılgısıdır. Sherif, deneyini otokinetik etki ismi verilen bu algı yanılgısı üzerine kurmuştur.

Denekler ilk olarak tek tek karanlık bir odaya alınırlar ve belirli aralıklarla yanıp sönen bir ışığa bakarak ışığın her seferinde kaç cm hareket ettiğini tahmin etmeleri istenir. ( Işığın aslında hareket etmediğini unutmayın) Denekler başta her seferinde farklı bir rakam söylerken zamanla belirli bir sayıda karar kılmışlar. Deneyin ikinci aşamasında denekler birkaç kişilik gruplar halinde laboratuvara alınmış ve ışığın ne kadar hareket ettiğini sesli bir şekilde söylemeleri istenmiş. Kendi başlarına standart geliştirmiş karara vermiş kişiler grup içine girdiklerinde bu standartlarından vazgeçerek grupla birlikte farklı bir standart oluşturmuşlar.

Sherif, araştırmasını detaylandırarak bir başka denek grubunu teker teker laboratuvara almak yerine doğrudan grup içerisine dahil etmiştir. Öncesinde kendi normunu oluşturmamış bireylerin grupla birlikte çok daha hızlı norm oluşturdukları gözlemlenmiştir.

Sherif’in deneylerinden elde ettiği bir diğer bulgu da deneklerin oluşturmuş olduğu bu grup normunun deneyden sonra da kullanılmaya devam ettiğidir. Grup normu o kadar güçlüdür ki 1 yıl sonra deney bireylere tek tek uygulandığında yine aynı cevapları vermişlerdir.

” Sherif’in bu çalışmasını özetleyecek olursak: fiziksel gerçekliğin belirsiz olduğu hallerde kişi, durumu belirlemek bir yere tutunmak ister ve bu amaçla bir gerçek yaratır. Bu gerçek, kişi yalnız ise onun tarafından, eğer başkaları ile beraber ise etkileşim sonucu grup tarafından yaratılır ve bu standarda beraberce uyulur. ” (Kağıtçıbaşı&Cemalcılar, 2017)

2.Asch’in ”Uyma” Deneyi:

Sherif, gerçekliğin belirgin olmadığı bir durumda bireylerin nasıl karar vereceğini test etmişti, peki ya gerçekliğin apaçık ortada olduğu bir durumda grup normu nasıl oluşur?

Solomon Asch de bunu merak ediyordu.

Bir denek grubunu laboratuvara aldı ve onlara aşağıda gördüğünüz gibi iki tane fotoğraf gösterdi:

Deneklere sırayla soldaki çubuk ile aynı boyutta olan çubuğun sağdaki çubuklardan hangisi olduğu soruldu. Aslında bu deneyde tek bir denek vardı ve bu en sonda oturan kişiydi. Diğerleri Asch’in asistanlarıydı ve verecekleri cevaplar önceden belirlenmişti. Sırayla hepsi yanlış cevap verdiler. Cevap apaçık olmasına rağmen en sonda oturan gerçek deneğimiz sıra kendisine geldiğinde ne yaptı dersiniz?

Evet, o da gruba uydu ve yanlış çubuğu seçti.

Böyle bir durumda siz olsaydınız ne yapardınız, gruba uymayı mı seçerdiniz yoksa doğru bildiğinizi yine de söyler miydiniz? ( Doğruyu söyleyin kimse bakmıyor )

3. Zimbardo’nun ”Stanford Hapishane ” Deneyi:

Sosyal psikolojinin bir diğer önemli deneyi de Zimbardo’nun gerçekleştiği hapishane deneyidir. Bu deneyde 24 sağlıklı ve normal bireye rastgele mahkum veya gardiyan rolleri verilmiştir. Mahkum rolü verilen bireyler polis arabasıyla evlerinden alınmış ve rutin polis kontrollerinden geçirilerek gerçekten mahkumlarmış gibi hapishane ortamı şeklinde düzenlenen Stanford Laboratuvarına getirilmişlerdir. Yine mahkum rolü verilen bireylerin hepsine beyaz bir kıyafet giydirilmiş ve saçlarını da kadın çorabı ile gizlemeleri istenmiştir. Gardiyanlara ise aynalı gözlük cop gibi standart bir üniforma giydirilmiş nasıl davranmaları gerektiği konusunda herhangi bir eğitim verilmemiştir.

Bu deneyin başlangıçta iki hafta sürmesi planlanmıştı. Fakat hem mahkumlar hem de gardiyanlar o kadar hızlı bir şekilde görevlerine uyum sağladılar ki yalnızca 6 gün içerisinde gardiyanların üçte biri gerçekten sadistik davranışlar sergilemeye başladı. Mahkumların çoğu ise duygusal travma geçiriyordu.

Altıncı günün sonunda deney araştırmacılar tarafından ” tehlikeli bir durum oluşturma riski gösterdiği” için sonlandırıldı.

Bu deney normal ve sağlıklı olarak nitelendirilen bireylerin kimliklerini kaybederek kendilerinden beklenen rollere ne kadar hızlı adapte olabildiklerini gösteriyor.

4.Milgram’ın ”İtaat” Deneyi:

Sosyal psikolojinin bana kalırsa en ürkünç deneyi olan Milgram deneyi görünüşte 2 denek ile gerçekleştirilir. Deneklere bunun bir öğrenme psikolojisi deneyi olduğu ve cezanın öğrenme üzerindeki etkisinin araştırıldığı anlatılır.

Buna göre, denekler iki karttan birini seçecek ve öğrenci ya da öğretmen rollerinden birini alacaklardır. Öğrenci rolündeki denek kapalı bir kapının ardındaki devasa bir şok makinesine bağlanacak öğretmen rolündeki ise öğrenciye sorular soracak ve öğrencinin bilemediği her soruda ona artan düzeyde elektrik şoku verecektir. ( Öğretmen rolündeki deneğe fikir oluşturması için deneyden önce düşük dozda şok verilmiş ve kaç volt olduğu sorulmuştur. İlk deneyde, denek bunu 45 olarak tahmin etmiş biraz da canı yanmıştır. Verilen şokun yalnızca en düşük düzey olan 15 volt olduğunu öğrenince şaşırmıştır. )

Miligram Deneyi- Vikipedi ( E: Gözetmen T:Öğretmen/Denek L: Öğrenci

Öğrenci rolünü alan birey ise kalbi olduğunu ve şokun zararlı olup olmadığını sorar. Araştırmacıdan bir sorun olmayacağı cevabını alır.

Deney başlarda sorunsuz ilerler. Öğrenci sorulara doğru yanıtlar verir ama bir süre sonra yanlış cevaplar gelmeye başlar. Şok düzeyi arttıkça içerideki odadan inleme sesleri gelmeye başlar 120 volta geldiğinde öğrenci bağırır ve şokların acı verdiğini söyler. Öğretmen araştırmacıya bunu bildirdiğinde aldığı cevap ” devam edin, öğretmen! ” olur. 150 voltta öğrenci acı içinde inler kalbim var beni buradan çıkarın diye bağırır. 300 vollta çaresizlikle deneye artık cevap vermeyeceğini bildiren öğrenci 315 voltta müthiş bir çığlık atarak artık deneye katılmadığını söyler. Bundan sonra en yüksek düzey olan 450 volta kadar öğrenciden çığlık ve inleme dışında hiç cevap gelmez.

Şaşkınsınız değil mi? Nasıl olabilir, ya adam ölseydi diyorsunuz muhtemelen.

Araştırma bulgularına geçmeden önce artık deneyin arka planını açıklayayım öyleyse:

Bu deneyin tek gerçek deneği aslında öğretmen rolündeki kişidir. Deney başladığında diğer odada şok cihazına bağlı olan kimse yoktur ve acı dolu çığlıklar kayıttan gelmektedir. Yani deneğin kesinlikle öğretmen rolü alması sağlanmış ve sahte bir şok cihazı gösterilmiştir.

Yale Üniversitesinde yapılan bu araştırmanın ilk versiyonu çeşitli yaş ve meslek gruplarından 40 denek ile gerçekleştirilmiştir.

Peki sizce bunların yüzde kaçı deneyi sonuna kadar sürdürmüş ve öğrenciye 450 voltluk elektik şokunu vermiştir?

%1 mi ya da %5? Bu soruyu psikoloji öğrencileri ve psikiyatrlar ağırlıklı olarak bu şekilde yanıtlamış olsalar da araştırma bulguları deneklerin %65’inin deneyi tamamladığını gösteriyor.

Peki bu sonuçlar araştırmaya katılanların sadistik eğilimlere sahip olmalarıyla elektrik şokunun etkisini tahmin etmedeki yetersizlikleriyle ya da karakter özellikleriyle açıklanabilir mi?

Miligramın İtaat Deneyi dünyanın birçok yerinde tekrarlanmış ve benzer sonuçlar elde edilmiştir. Bu deney, 1974’te Prof. Dr. Olcay İmamoğlu tarafından tekrarlanmıştır. İmamoğlu bu deneyi ODTÜ elektrik- elektronik mühendisliği öğrencileri ile yapmıştır. Mühendisler elektrik şokunun voltları hakkında normal katılımcılara göre daha detaylı bilgiye sahip olmalarına rağmen benzer sonuçlar elde edilmiştir.

Dünden Bugüne İnsan ve İnsanlar- Sosyal Psikolojiye Giriş

Psk. Dan. Aygün Tertemiz