Ben, Robot / Konu- İnceleme

I. Robotlar insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
II. Robotlar, Birinci Kanun’la çelişmediği sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
III. Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çelişmediği sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

Kuralları yeniden hatırlayarak başlayalım istedim. Bu kurallar robotların kurulum aşamasında işlemcilerine eklenen ve asla çiğnenmeyeceği varsayılan 3 temel robot kuralı. Kitapta da filmde de olaylar aynı 3 kural ekseninde ilerliyordu.

Kitabını okumak kadar zevk veren güzel bir filmdi Ben, Robot. Aynı genel tema işlenmiş hatta bazı karakterler de aynı isim ve nitelikle olay örgüsüne dahil edilmişti. (Susan Calvin, Dr. Lanning..)

Fakat filmin kitaptan ayrıldığı yönler var. Hatta sanki karakterlerin isimleri dışında çok da benzerlik yok gibiydi diyebilirim. Kitap robotların zaman içerisindeki gelişim ve dönüşümlerini Susan’ın anılarında gezinerek bizlere aktatıyordu. Robotların arızalanmaları ya da oluşum aşamalarından kaynaklanan sorunlar nedeniyle farklı tür robotların ortaya çıkması (kendi varlığının farkında olan, düşüncelerdeki dalgaları okuyabilen..) gibi problemler üzerinde duruluyordu.

Ben , Robot

Fakat filmde, robotlar bambaşka bir açıdan ele alınmış. Zamanla kuralları farklı bir açıdan ele almaya başlayan ve bir bakıma bilinç kazanan bir robotun dünyayı kontrol altına almaya çalışmasını izliyoruz.

Konunun işlenişini ve olay örgüsünü ben çok beğendim. Bir de dövüş sahneleri bu kadar abartılmasaydı benim için başka sorun yoktu. Gerçekten neden o kadar gözümüze sokulmuş filmle ilgili anlayamadım tek kısım bu oldu. Başroldeki dedektif Spoon filmin sonunda yarı robot gibi bir şey çıksaydı bile benim için daha ikna edici olurdu izlediğim dövüş sahneleri.

Bilim kurgu sevenlere tavsiye ediyorum fakat hepsinden önce kesinlikle kitabı okumanızı öneririm. Şimdiden iyi seyirler ☘️

Greta / Konu- İnceleme

Defalarca gördüğüm ve fragmanına her denk geldiğimde açıp izleyeyim dediğim Greta’yı sonunda izledim. Etkisinden çıkmadan bir an önce yazımı tamamlayarak bu filmden ışık hızıyla kurtulmak istiyorum..

Öncelikle ben fragmandan ve yorumlardan her nasılsa bu gerilimi öngöremedim. Filmin sadece on dakika kadarını herhalde sakince izledim onun dışında sürekli etrafta Frances ile birlikte ben de Greta’yı aradım.

Başrolde arkadaşı ile birlikte Manhattan’da yaşayan ve bir lokantada garsonluk yapan Frances var.

Frances metroda unutulduğunu düşündüğü yeşil deri çantayı sahibine geri vermek için Greta’nın evini buluyor. Arkadaşı sürekli Manhattan’da yaşadıklarını, başına iş açabileceğini hatırlatıp dursa da Frances, Greta ile kurdukları arkadaşlıkta ısrarcı oluyor. Burada Frances’in annesini yeni kaybetmiş bir genç kız olduğu bilgisini vermekte yarar var diye düşünüyorum. İnkar etse de aslında böyle bir bağlılık bulduğunda kendini iyi hissetmesini bırakmak istememesini normal buluyorum.

Üstelik Greta sürekli kendi kızından bahsediyor. Telefonda onunla konuşuyor. Tam olarak şefkatli anne figürünü oynuyor.

Tabi işler bu şekilde ilerlemiyor. Frances tesadüfen Greta’nın dolabında kendisinin bulduğu gibi birsürü çanta olduğunu görünce filmin gerilim dolu kısmına hızlı bir giriş yapıyoruz.

Bu andan itibaren film adeta gerilim yokuşundan aşağı doğru hızla akmaya başlıyor.

En normal gözüken zamanlarda bile bir yerlerden Greta çıkabilirmiş gibi tedirgin izliyorsunuz. Frances Greta’nın kızına ulaşmak istediğinde filmdeki son akıl sağlığı zincir halkasını koparan gerçeği de onun kız arkadaşından öğreniyoruz. Kendisinin yıllar önce intihar ederek yaşamına son verdiğini söylüyor ve kutudan çıkamadığından bahsediyor. Bunun başlarda bir metafor olduğunu sandığını ama öyle olmadığını anladığını anlatıyor.

Kısa bir süre sonra da Greta, Frances’i kaçırarak bahsi geçen kutuya kapatıyor. Buradan sonra ne kadar zaman olduğunu bilmediğimiz uzun bir süre boyunca Greta’nın kişilik bozukluğunu gözler önüne serecek şekilde Frances ‘e karşı davranışlarını izliyoruz. Onu bebek gibi giydirmesi yanlış yaptığında azarlayıp eline sopayla vurması onu küçük bir bebek odasında hapsetmesi..

Bence filmin en büyük eksiği Greta’nın hikayesinin eksik kalması. Bir sosyopat olarak mı doğmuştu, çarpık çocukluk yaşantıları mı onu bu hale getirmişti, kim bilir belki o da bu tür bi işkenceye maruz kalmıştı? Ben bunu öğrenmek isterdim.

Gerilimi sonuna kadar başarıyla işleyen bir filmdi bana göre. Ama bu kadar yoracağını bilsem şu sıralar izlemeyi tercih etmezdim..

İzlemek isteyenlere şimdiden iyi seyirler 🍃