“Cehennemi Satın Aldım, Benimdir!” Felsefe ve Korku

Korku üzerine ne kadar çok söz söylenmiş ve ne çok bilimsel araştırma yapılmıştır. Freud kitleler psikolojisi kitabında korku hakkında konuşurken kitlelerin duyguları üyeleri arasında paylaştırarak onun daha az hissedilmesini sağladığını öngören bir araştırmacının fikirlerine yer vermişti. Buna örnek olarak da bir askerin, tek başına kendini savunmak zorunda kalan bir adama göre düşmandan çok daha az korkmasını örnek vermişti.

Fakat bence kitleler korkuyu paylaştırıp azaltmak şöyle dursun, onu kanalize ederek tıpkı sesin yankılanması ya da çığın büyümesi gibi çoğaltarak onun daha coşkuyla yaşanmasının sağlıyor.

Nitekim orta çağ Avrupa’sında halen üzerinde mütemadiyen konuşulacak bir şeyler bulunulan araştırmalara ve tarih kitaplarına konu olan korku unsuru skolastik düşüncede bunu görebiliriz. Tarihi olay ve dönemlere isim vermenin ilginç yanı da bu. O döneme gitseydik ve skolastik düşünce kavramı hakkında konuşmaya çalışsaydık insanlar yüzümüze anlamsız anlamsız bakacaklardı ( hayır Türkçe konuştuğumuz için değil tabii, döneme bu ismi sonradan tarihçiler taktığı için).

Skolastik düşünce, kısaca kilisenin her alanda egemen güç haline gelerek akıl, bilim ve her türlü düşünsel faaliyeti saf dışı bırakmasıdır. Dönemin din adamları kiliseyi dini yayma aracı olmaktan çıkararak dinin kendisi haline getirmiş ve kilisenin sözü dışına çıkanları da cehennem korkusu ile istedikleri gibi yönlendirmişlerdir.

Yine de hangi döneme giderseniz gidin dinler daima insanoğlunun üzerinde etkilidir. Dini unsurlar yani peygamberler, dini kitaplar cennet ve cehennem olgusu farklı isim ve suretlerde hemen her toplumda kendine yer edinir. Tarihin sıfır noktası denilen Göbeklitepe de bize bunun en büyük ispatı oldu. Henüz yerleşik yaşama bile geçmeyen insanlar koca koca tapınaklar inşa ederek ibadetlerini yapma gereksinimi duyduklarını anlamış olduk.

Sadece başlıktaki sözü merak ederek konuyla oldukça alakasız gibi gözüken yazının; bu kısmına kadar sabırla gelebildiyseniz sizi tebrik ediyorum. Bazen lafı çok uzattığımın farkındayım. Geçen gün bu söz, derste skolastik düşünce hakkında konuşurken aklıma geldi ve sonra uzun bir süre kimin söylediğini hatırlayamadım.

Söz Martin Luther’e ait. Avrupa, tarihinin en baskıcı en sıkıcı dönemlerini yaşarken eh yeter be diye ortaya çıkıp kiliseyi dava eden Martin Luther; parsel parsel cenneti satan, insanları cehennem korkusuyla baskı altında tutan dini liderlerden cehennemi satın aldı. Dava görüldükten sonra ise halka şöyle seslendi: “Cehennemi satın aldım, benimdir! Kapısına kilit vurdum artık oraya kimseyi sokmayacağım, özgürsünüz!”

Bu sembolik bir olay mı yoksa gerçekten yaşandı mı bunu bilemiyorum tabi ama her okuduğumda beni çok etkiler. Burada belki de en etkileyici olan Luther’in öncülük ettiği halkı çok iyi özümsemiş olmasıdır. Onların sınırlarını neyi kabul edip neyi etmeyeceklerini çok iyi anlamıştı, cennetten arsa satın almayı bu denli özümsemiş ve gerçekliğine inanmış bir halkı kendi zihinleri içinde özgür bırakmak da yine onların kabul sınırları içerisinde gerçekleşecekti tabi. Ayrıca olaylara bu şekilde tersinden bakabilmek de müthiş bir problem çözme örneği.


İlk paragrafta sözünü ettiğim kitap, Sigmund Freud’un Grup Psikolojisi ve Ego Analizi. Bu kitap hakkında daha detaylı inceleme için tıklayabilirsiniz:

Kitle ve gruplarla ilgili okuma yapmak için:

Bana ulaşabilirsiniz:

Psk. Dan. Aygün Tertemiz

ayguntertemiz@gmail.com


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: