bir iki üç… otuz dokuz… kırk.

Ben deyişleri atasözlerini çok severim. Bazen bir şeyi uzun uzun anlatmak yerine kısacık bir cümle ifade eder söylenecek her şeyi.

Çocukluğumdan kalma bir alışkanlıktır neden böyle bir şey söylenmiş ne yaşanmış da bu ortaya çıkmış ilk kez duyduğum bir söz üzerinde uzun uzun düşünürüm.

Bir şeyi kırk kere söylersen olur da küçükken en ilgimi çeken sözlerden biriydi.

Nasıl yani, canım pasta istiyorsa mesela ve oturup tam kırk kez pasta dersem..

Evet, denedim de ben bunu. Olmadı haliyle.

Sonra gözüme kestirdiğim başka şeyler için de denedim. Kırk kere söylediğim hiçbir şey olmadı, bir türlü mantığını anlayamadım bu sözün; kimin ne için söylediğini de uzun süre bulamadım.

İnsan olmanın en ironik yanı ne bence biliyor musunuz? Bizi eşsiz kılan, diğer tüm canlılardan ayıran müthiş bir işlemciye sahibiz. Beynimiz problem çözebiliyor muhakeme yeteneğine sahip sınırsız bir uzun süreli belleği var ama yine de ona aptal olduğunu söylerseniz size inanıyor.

Duygular, beyin tarafından üretilen düşüncelerin kişiye yansımasıdır. Örneğin başarısız olduğuna inanan beyniniz sınav esnasında kaygı hissetmenizi sağlar.

Bu, çok da acımasız. Çünkü kendinizi tanımladığınız bu sözlerin çoğu, kendinize dönüp bir bakarsanız, size ait bile değil. Ya aileden ya da çevreden üzerinize yapıştırılan etiketler.

İşte kırk kere söylemenin anlamı da böylece belirginleşiyor. Başarılı ve dengeli bir hayatı olan yetişkinlere bakın onlar çoğunlukla özsaygıları geliştirilmiş aileleri tarafından desteklenmiş ve benliklerine olan inançları pekiştirilmiş çocuklardır.

Kısacası yapabilirsin denilmiş düştüğünde kalkabilirsin inancıyla büyütülmüşlerdir.

İyi ama çocukluk çağı çoktan geçti, kulağımıza da kırktan fazla kere yapamazsın denildi. Öyleyse şimdi ne olacak?

Bu durumda artık iş başa düşüyor. Bu bir güç, ne olmak isterseniz o olabilirsiniz.

Böyle söyleyince biraz komik geliyor farkındayım hatta olumsuz telkinleri kabullenmek olumlu olanlara göre çok daha kolay geliyor zihinlerimize. Ama bir kere zihindeki bu yapıları yıkmaya başladıktan sonra domino gibi devamını yıkacak güç de geliyor.

Büyüleyici bir şey. Sen yalan söylemezsin denildiğinde en düzenbazın bile en azından bir kere dürüst olmak için nasıl bir istek duyacağını düşünün.

Bu aslında kuru kuruya yaparsın iyisin güzelsin demekten öte bir şey. Çünkü ne yaşanmış olursa olsun bu hikaye bir gün bitecek başkasının kaleminin kurbanı olup olmamak ise çok büyük bir seçim.

Hayat, çatlak bardaktan su içmeye benzer‘ diyor Neyzen Tevfik; içsen de tükenir içmesen de.

Hem büyüler de hep kelimelerle yapılır zaten. Hocus-pocus gibi; sadece biraz daha fazla söylemek gerekiyor.

Yaklaşık kırk kere..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s