İmdat! “Evim İşgal Altında” – Kardeş Kıskançlığı

Kardeş algısı büyük olan çocuğun yaşına ailenin süreci yönetmedeki başarısına çevreden gelen dönütlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Bazı çocuklar başından beri bir kardeşe sahip olmayı istemezler ve bebek eve geldikten sonra da çok uzun süre bu duruma uyum sağlayamazlar. Bazıları başta çok isterler hatta ailenin ikinci çocuğu düşünmesinde belirleyici olurlar fakat bebek eve geldikten sonra hayal kırıklığına uğrarlar.

Değişen düzen, her şeyin bebeğe göre ayarlanması, adaletsizce paylaşılan ilgi ve sevgi ayrıca bebeğin yeterince soruna sebep olmamış gibi bir de sürekli ağlayarak tüm dikkatleri de kendi üzerinde toplaması …

Böyle söyleyince kıskançlık deyip geçmek zorlaşıyor değil mi? Hatta bence hak vermeye de başladınız biraz.

Özellikle ilk çocuğun yaşadığı kardeşle yaşamaya uyum sürecinden bahsediyorsak tüm aşamaların daha zorlayıcı olacağını baştan kabullenmiş olmalıyız.

Birinci çocuk, tacı elinden alınmış kraldır, der Alfred Adler. Kardeşten önce her şeyin tek sahibi odur anne ve babası yalnızca ona aittir, herkes onu sever. Ayrıca unutmayalım ki çocuklar zaten benmerkezci düşünme yapısına sahiptirler zaten bütün dünya onların etrafında döner bu yüzden özellikle de anneyi paylaşıyor olmanın kolay kabul edilebilir olmayacağını düşünmek yanlış olmaz.

Hal böyleyken ilk çocuğun tüm bu sahip olduklarına bir ortak gelmesini kolaylıkla kabullenmesini bekleyemeyiz. Kabullenmediği için de çocuğu kıskanç, sinirli, bencil gibi yakıştırmalarla tanımlamamalıyız.

Tabi süreç illa da bu kadar keskin ve korkutucu şekilde ilerleyecek değil. Yapacağımız ufak tefek dokunuşlarla hem güzel bir kardeşlik ilişkisinin temellerini atıp hem de evdeki huzuru koruyabiliriz.

Anne babalar, bebek eve gelmeden önce çocuğu buna hazırlamalılar. Yeni bir bebek geliyor heyecanı çocuğu dışarıda bırakmadan yaşanmalı. Kardeşinin eşyalarını beraber hazırlayarak, varsa odasını birlikte düzenleyerek hatta ismini birlikte seçerek onu bu sürece dahil edebilirsiniz. Ayrıca bu süreçte çevrenizde varsa çocuğa rol model olabilecek akranlarından çizgi filmlerden ve masal kitaplarından da yararlanabilirsiniz.

Fakat işimiz bununla bitmiyor asıl süreç bebek eve geldikten sonra başlayacak. Bir taraftan yaşanılan stres ve yorgunlukla bebekten buldukları fırsatta haklı olarak uyumak ya da dinlenmek isteyen anneler ve diğer tarafta artık kendisiyle ilgilenilmediğini bebeğin kendisinden daha çok sevildiğini düşünen bir kenara atıldığına inanan çocuklar. Dengeyi bulmak kolay olmayacak ve yine bu görev de tamamen anne babalara ait.

Ben bu konularda çocukların tarafını tutmadan edemiyorum. Habersizce bu dünyaya geliveriyorlar ve en büyük ihtiyaçları da sevgi ve ilgi dolu temel ihtiyaçlarının karşılandığı bir yuvada büyümek. Bu, aslında bir yetişkinin sahip olabileceği en değerli hazine ve ne yazık ki başka hiçbir şey de kolay kolay bu servetin yerini tutamıyor.

Bebeğin bakımı konusunda sorumluluk verilmesi de kardeşler arasındaki bağa olumlu katkıda bulunacaktır. Fakat söylemeden geçemeyeceğim, sorumluluk verirken bazı aileler özellikle anne babanın çalıştığı ailelerde büyük olanın yaşı ne olursa olsun onun da bir çocuk olduğu unutulup çok fazla sorumluluğa boğulabiliyor. Sanki dünyaya abla/abi olarak gelmişim gibi serzenişte bulunuyorlar ama bazen size yardımcı olmak da istedikleri için söyleyemiyorlar bile.

İlerleyen süreçlerde kardeşler arasında yaşanacak çatışmalarda kesinlikle taraf olmayın. Bunun yerine onlara kendi problemlerini çözmeyi öğretin. Bir taraf büyük diye ya da diğeri küçük diye ikisinden birine sürekli hak vermek ya da onun baskınlığını sağlamak zorunda değilsiniz. Bu şekilde aralarının açılmasına bile sebep olabilirsiniz. İzin verin, dost olsunlar. Hayatları boyunca birbirlerine ihtiyaçları olacak, bu değeri fark etmeleri başta biraz zaman alabilir ama bırakın keşfetsinler.

Ben de kardeşi olsun diye çıldıran bir çocuktum. iki ebeveynim de çalıştığı için biraz yalnızdım, dört yaşındaydım ve bir oyun arkadaşı istiyordum. Nitekim beş yaşına girmek üzereyken bir kardeşim oldu ve tahmin edebilirsiniz ki işler başlangıçta hiç benim düşündüğüm şekilde ilerlemedi. Uyum sağlamakta ne kadar zorlandığımı yıllar sonra altı yaşında okuma-yazmayı öğrendikten sonra küçük bir deftere yaptığım karalamalarda fark ettim. Ailemi yazdığım çemberde benim günlük bakımımı üstlenen teyzem dahil herkes varken, kız kardeşimin ismi yoktu. Bu defteri ilk bulduğumda bana çok komik gelmişti ama daha sonra pedagojik pencereden baktığımda süreci daha iyi anlamamı sağladı.

Tabi şimdi o benim en yakın arkadaşım; yalvararak bir kardeş istediğim için gayet mutluyum. 🙂

Bu yazı biraz sohbet havasında geçti ilerleyen süreçte konuyla ilgili kitap önerilerinde bulunduğum başka bir yazı da hazırlayacağım.

Yine görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın 🙂

“İmdat! “Evim İşgal Altında” – Kardeş Kıskançlığı” için 2 cevap

  1. Alev Abla dedi ki:

    Tam aradığım bir açıklama olmuş. Torunum yeni kardeşini 8. Ayda ancak kabullenme yoluna gşrdi.😁 Bu güzel yazı için teşekkür ederim.💗💗

    Liked by 1 kişi

Alev Abla için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: