Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali / Özet- İnceleme

” Zaten, bir felakete sükun ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir”

Anne ve babasının ölü bedenlerinin başında bekleyen küçük bir çocuk ve karısının çocuk bedenini elleriyle toprağa veren bir genç adam. İki trajik cinayet arasında yazılmış hazin bir yaşamın Kuyucaklı Yusuf’u.

Aydın’ın Nazilli ilçesine bağlı bulunan Kuyucak köyünü bir gece eşkiyalar basar ve bir karı-kocayı öldürürler. Cinayetin haberini alan kaymakam Salahattin bey olay yerine gelir. Onu, uyuyormuş gibi duran yatağa yatırılmış ve üzeri örtülmüş iki cansız beden ve ortaya birikmiş kan karşılar. Fakat onu asıl etkileyen bunlar değil, anne ve babasının cenazelerinin kenarında oturan ve kaymakama dümdüz gözlerle bakan küçük bir çocuktu. Kaymakam biraz sonra çocuğun elinde kendi kesik parmağını tutuğunu fark etti, ama yüzünde acıdan ya da korkudan eser yoktu.

Çocuğun bu cenazelerden başka hiç kimsesi olmadığını öğrenen kaymakam, çocuğa benimle gel dedi. Ben seni baban gibi severim olmaz mı?

Öyle de oldu. Salahattin bey, Yusuf’u sahiden çok seviyordu. Fakat eşi Şahinde hanım bu çocuğu asla sevememiş ve bunu da hem söylemekten hem de hareketleriyle göstermekten hiçbir zaman geri durmamıştı. Zaten Salahattin bey de Şahinde ile hiç anlaşamıyor hatta onu görmemek için çoğu zaman gece yarılarına kadar da eve gelmiyordu. Yusuf’un yeni hayatı da oldukça yalnızdı ve bu yalnızlıkta ona ortak olan onu hayata bağlayan tek bir şey vardı: kaymakam’ın kızı Muazzez.

Bu bebek onu biraz olsun hayata bağlıyor ve yalnızlığını bir nebze unutturuyordu. Yine de Muazzez’in varlığı bile Yusuf’u tamamıyla avutamıyor bazen pencereden Kuyucak tarafına doğru bakıp durgunlaşarak uzaklarda bir yerlerdeki köyünü hayalinde seyretmesine engel olamıyordu.

Zaten hayatları, kaymakamın tayini Kuyucak’tan oldukça uzağa Edremit’e çıkınca bütünüyle bambaşka bir hal aldı.

” Bu dünyada karşılıksız hayır işlenmediğini öğrendim de onun için sordum ”

Edremit’te de hayat Nazilli’dekinden çok farklı olmamakla birlikte belki Yusuf için biraz daha zordu da.

Bu çocuklar onun bilmediği şeyleri biliyor hiç düşünmediği şeyleri düşünüyorlardı. Özellikle bazılarının aklı kötülükten başka bir şeye çalışıyor gibi değildi. Edremit’in en zengin ailesi olan Ethem bey’in oğlu Şakir gibi..

Şakir ve Yusuf arasındaki düşmanlığı iyice arttıracak bir takım olaylar zincirinden sonra Yusuf Muazzez’in kendisini sevdiğini öğrenir ve bu ikisinin de yaşamını tamamıyla değiştirecek olayların başlangıcı olur.

” Bir zamanlar birbirlerinden ayrılmak, birbirlerini kaybetmek ihtimalinin korkusunu çekmiş olmasalar, belki de birbirleri için ne kadar kıymetli olduklarını hala bilmeyeceklerdi ”

Yusuf, Muazzez’i kaçırmak suretiyle onunla evlenir fakat babaları Salahattin beyin ısrarlarıyla kısa süre sonra evlerine geri dönerler ve hayat da çok çabuk normale döner hatta Salahattin Bey Yusuf’a kendisinin yanında bir de yazı işi ayarlar.

Bir süre sonra kaymakam Salahattin Bey hayatını kaybeder ve yerine gelen kaymakam Yusuf’u etrafında istemez. Onu günlerce eve dönemeyeceği köyden köye at üzerinde seyahete mecbur kılacağı vergi tahsildarlığı işine getirir. Bu arada kaymakamın ölümü ile aile de iyice fakirleşmiştir. Şahinde nefret ettiği Yusuf’un eline bakar hale gelmiş ve aldığı maaşla evi zar zor geçindiren Yusuf’a yetersizliğini hissettirmek için elinden gelen her şeyi yapmaya başlamıştır.

” Her geçen gün onu bu balçık yolda biraz daha ileri, biraz daha derinlere götürüyordu. Arkasında bıraktığı sahilin gitgide erişilmez olduğunu fark ediyor, artık oradan kendisine elini uzatacak birinin bile onu kurtaramayacağını sanıyordu. ”

Muazzez başlarda gözü yollarda Yusuf ‘u bekleyerek ve annesinin sözlerine aldırmayarak geçirir zamanını. Fakat bir süre sonra o da annesine uymaya onun gibi Yusuf’ un evde olmadığı gecelerde içkili çalgılı eğlencelere dahil olmaya çok kısa bir süre sonra da bu eğlencelerde erkeklerle olan samimiyetini arttırmaya onlardan hediyeler kabul etmeye başlar.

Belki sürekli dışarılarda olmasından belki Muazzez’e olan aşkı ve güveninden tam iki ay olan bitenin farkına varmaz Yusuf. Ta ki bir gün uyuyan karısının yüzünde tanıdık olmayan bir sima bulana kadar.

İstersen ellerini öpüp yalvarayım. Bize kötülük etme.. Bizi birbirimizin yüzüne bakamayacak hale getirme.

Yine de Muazzez’i suçlamayan onu annesinin kurbanı olarak gören Yusuf Şahinde’ye kızına bu kötülüğü yapmaması için yalvarır.

Muazzez ile geri döndüğünde buradan temelli gideceklerine dair sözleştikten sonra Muazzez’in hayatına mal olacak o son tahsildarlık görevi için yola çıkar.

“Hayat, birbirinden ayırdıklarını kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa bile uzun zaman yan yana bırakmıyordu. “

Yusuf geri döndüğünde yeni kaymakam ve Şakir gibi erkekleri kendi evinde eğlenir vaziyette bulur. Muazzez ise sarhoşluktan kendinden geçmiş bir haldedir. Karanlıkta rastgele etrafa sıktığı kurşunların ardından Muazzez’i alarak atına atlar ve artık oradan kurtulduğunu düşünerek ilerler.

Gün doğduktan sonra Yusuf’un kanla başlayan öyküsünün kanlı sonu gözler önüne serilir. Kurşunlardan birinin Muazzez’e isabet etmesiyle genç kadın hayatını kaybetmiştir.

Bir kere daha dönüp geriye baktıktan ve ömrünün en korkunç senelerinin geçtiği bu kasabaya yumruğunu uzatıp tehdit eder gibi salladıktan sonra atını ileriye dağlara doğru sürdü.

Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali / Özet- İnceleme’ için 4 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s