Genç Werther’in Acıları- Johann Wolfgang Von Goethe / Özet- İnceleme

'her şeye 
rağmen, anlaşılmamak
bizim gibilerin
yazgısı..''

İnceleme kısmında uzun uzun düşüncelerimi yazmadan önce kısaca romanı özetleyerek başlamak istiyorum.

Kahramanımız Werther en kaba tabirle Alman bir soylu. Kendisi tam bir doğa aşığı ama sadece böyle söylemek yetersiz kalır doğayı bir kitabın sayfalarını çevirip okur gibi okuyor ve içine çekiyor ve onun anlatımıyla bizim için de can buluyor onun gördüğü doğa ve çevre. Zaten o aynı zamanda bir ressam da.

Annesinin ricası ile miras işlerini halletmek için bir süreliğine teyzesinin yanına gidiyor ve tüm hayatının seyrini değiştirecek kısa süre sonra da ölümüne yol açacak olaylar silsilesinin de ilk adımını bu şekilde atıyor.

Biz bütün bunları Werther’in, dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan öğreniyoruz.

Bu gezisinde kısa bir süre sonra Lotte ile tanışıyor,Werther. Onu anlattığı ilk mektupta bir melek! demişti onun için sonra da laf! diye eklemişti. Herkes sevdiği için böyle söyler ama onun kusursuzluğunu anlatacak başka bir kelime yok..

'bundan sonra başıma 
her ne hal gelirse gelsin,
sevinci,
yaşamın en arı sevinçlerini
tatmadığımı
söyleyemeyeceğim''

Kadınlar çok güzel bir hanımefendi ile tanışacağı yönünde uyarsalar da hatta dikkat et aşık olmayasın bile deseler de, çünkü Lotte başkasıyla nişanlı, Lotte ile tanıştıktan sonra Werther anlıyor ki ona aşık olmamak kendisi için imkansız.

Bu aşk kısa zamanda imkansızlığı ve ulaşılmazlığıyla Werther’in tüm benliğine sıkıca sarılıyor ve bir senfoni halinde onu kendi sonuna hazırlamaya başlıyor.

Öyle ki 1 Temmuz tarihli mektubunu bitirirken şöyle demişti Werther; Ah, o bir melek! Onun uğruna hayatta kalmaya mecburum..

evet, 
yeryüzünde bir
gezginim yalnızca,
bir yolcu!
Sizler bunun
ötesinde misiniz
sanki?

Birlikte geçirdikleri zamanlar arttıkça Werther, Lotte’nin de onu sevdiğine inanmaya başlıyor.

Aslında buna inanmak da denemez belki, bunun gerçek olmasını o kadar çok istiyor ki küçücük bir umut onun için kocaman oluyor fakat aynı şekilde umuduna vurulan en ufak darbe de bir yıkım etkisi yaratıyor yüreğinde.

Çalıştığı için evden uzaklarda olan Albert’in geri dönüşüyle olaylar daha karmaşık bir hal alıyor.

Belki Albert sevimsiz bir insan olsa ya da Lotte’ye olan tavrında bir bozukluk olsa Werther için durum daha basit gözükebilirdi. Albert’ten; Lotte’den sonra dünyada en çok sevdiğim varlık odur diye bahsetmesi durumun ürkütücülüğünü kavrayabilmemiz için basit bir örnek.

Kendimizi yitirdiğimiz zaman
Her şeyi yitirmiş sayılırız işte

Acıyı, aşkı ve umutsuzluğu ruhunda bu denli derin hissedebilen bu adamın hazin sonunu yazmaya başlamadan önce şunu söylemek isterim, eğer biraz olsun Werther’in kederini ve aşkını ruhunuzda hissedemediyseniz bu benim anlatımımdan gelen düzlüktedir bu yüzden henüz okumadıysanız kitabı okumadan Werther’i yargılamamanızı tavsiye ederim.

Ah, gözlerim demişti son kez sevgilisine seslenirken, son bir kez göremedi güneşi. İşte Werther’in yaşamına son verdiği sisli güne geldik. İnsan okurken de yazarken de bir şey yapıp bu hüzünlü sonu değiştirmek istiyor.

Werther o akşam uşağını Lotte ve Albert’in evine yolculuğa çıkacacağını Albert’ten silah istediğini belirten bir not ile yollar ve silahlar geldiğinde Lotte’ye son kez veda ettiği mektubunu tamamlayarak yaşamına orada son verir.

yaşamış, 
sevmiş
ve
çok acı çekmiştim..!

Genç Werther’in Acıları için Goethe, kendi yaşantılarımdan ortaya çıktı Werther demişti. Yaşamış sevmiş ve çok acı çekmiştim.. Bu yönden bakılınca bu romanın aslında neden bu kadar etkileyici olduğunu daha iyi anlıyorum. Öykülerde geçen olaylardan etkinlenmemiz için bence o olayların yaşanmış ya da yaşanabilir olması gerekmez önemli olan hissettirdiği duyguların ne kadar sirayet ettiği ne kadar gerçek olduğudur. Bir kurt adam öyküsü yazabilirsiniz ama okuyucu içinde kendi nefretinin yansımasını bulursa o zaman tam anlamıyla başarılı olursunuz.

Belki her roman bir parça böyledir ama Werther daha da hissettirerek kendi içinde parçalara bölünür. Bir platonik aşk, tutku, intihar ve doğa romanıdır bana göre. Kendimi hangisine yakın hissettiğim bir dönemseysem Werther’de de onu görürüm.

Bu yönüyle insanın içindekini yansıtan bir ayna gibidir ve nasıl kendimizden bir parça gördüğümüzde hem o şeye doğru çekilir hem de onu itici bulursak bu romana karşı da böyle hissetmek kaçınılmaz bir çelişkidir aynı zamanda.

Bu, uzun bir yazı olacak. Hem Werther’i yorumlamanın birkaç cümleyle geçiştirilebilecek bir iş olmadığını düşündüğümden hem de çok sevdiğim için üzerinde uzunca durmak istediğimden.

Werther’i anlamak için öncelikle dünyayı onun gözlerinde görebilmek gerekiyor. Onu okuyup da ressam olmayı ya da en azından bir tane iyi resim yapabilmiş olmayı istemeyen var mıdır?

yüreğimdeki sıcak
göksel hayal gücü mü
çevremdeki her şeyi
benim için
bir cennete çeviriyor?

Burada durup onu kendi ölümüne götüren sebepler üzerinde durabiliriz, – söylediği gibi duygu-durum bozukluğu mu yaşıyordu, gerçekten onarılamaz yaralar açmış bir aşkın pençesine mi düşmüştü, Lotte ona aşık olduğu halde mi Albert ile evlenmişti? – fakat bundan daha önemlisi başka seçenek yok mu?

Werther’in adım adım kendi sonuna yaklaştığını hisseden Lotte bir söz ya da davranış ile bu acıklı sonu değiştiremez miydi?

Werther saydığım tüm sıfatların – ressam, aşık, soylu, – yanında bana göre en çok da iyi bir adam. Bu ikinci okuyuşumda daha çok hissettim bunu. Beni bu kitaba ve Werther’e bağlayan en kuvvetli bağ onun bir soylu olmasına rağmen herkesle sohbet edip bütün çocuklara sıfatların ötesinde bir merhametle yaklaşıyor olması.

Bu yüzden bu merhametli adamın ölümü beni her zaman hüzünlendirir ve sonunu değiştirmemin mümkün olmadığı bu kitaba karşı en çok da çaresizlik hissederim.

Umarım okursunuz ve umarım siz de kalbinizde bu derin hisleri duyumsayabilirsiniz.

Gerçekten nasıl insan bütün deneyimleri kendi başına yaşayamadığı için başkalarının deneyimlerinden de yararlanmalıysa bir başkasının hissettiği duyguları kalbinde hissetmek de insanın içinde bir yerlerde kapanmayacak bir kapı açan, hissetmenin bir başka türünü öğreten eşsiz bir kazanım.

Öyleyse yazıyı Werther’in şu sözleri ile sonlandıralım:

Ah, insanlar benden önce de böyle perişan olmuş mudur?

Genç Werther’in Acıları- Johann Wolfgang Von Goethe / Özet- İnceleme’ için 7 yanıt

  1. Lisede edebiyat bölümündeydim yeni mezun genç bir öğretmenimiz vardı. Dilinden hiç düşürmezdi. Kitabı okuduğumuzda onun da böyle bir aşka düştüğüne inanmıştık( her ne kadar reddetse bile) diyeceğim o ki, çok güzel özetlemişsin. Öğretmenimi araştırdım hala bekar. 👍💞💞💞

    Liked by 1 kişi

    1. Hala kitabın etkisinde olmamdan dolayı sanırım yorumunuz beni tatlı tatlı hüzünlendirdi 😊 ayrıca çok teşekkür ederim her zamanki gibi sizden yorum almak çok güzel 🤗💜

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s