Fahrenheit 451 – Ray Bradbury/ Özet – İnceleme

” yakmak bir zevkti”

İlk satılarları yazmak benim için hep zor, kitap analizlerinin ilk cümlelerini yazmak daha da zor. Hep bir nereden başlasam nasıl anlatsam telaşı oluyor içimde.

Bu kez bir değişiklik yapıp önsözden başlamak istiyorum. Ben kolay kolay, malesef, önsöz okuyamıyorum. Ya hızlıca göz atıyorum şöyle bir üzerinden geçiyorum ya da kitap tamamen bittikten sonra etkisinden çıkmak için önsözü kullanıyorum. İlk kez bu kadar merakla ve seri bir şekilde bir kitabın önsözünü okudum sanırım. Bu arada klavyem ‘önsöz‘ kelimesini sürekli ‘özsöz‘ olarak düzelttiği için ben de geri dönüp sürekli onu düzeltmek zorunda kaldım. Fakat düşünüyorum da aslında Gaiman’ın güzel yazısı için bu kelimeyi kullanmak da fena olmadı sanki. Hem yazarı hem de romanı bu kadar güzel anlatabilen çok az yazı okumuşumdur. Öyle ki kitabın önsözünden bir alıntı bile yapacağım:

Romanın ana karakteri Guy Montag. Kendisi bir itfaiyeci. Ama bildiğimiz itfaiyecilerden değil, yangın söndürmüyor tam tersi yakıyor.

Hem de insanlığın en değerli kültürel, düşünsel mirasını; kitaplarını yakıyor.

Fakat bunu yaparken diğerleri gibi mekanik ve duygusuz değil o içten içe yaktığı bütün o kitaplara dokunmak onların içlerindeki kelimeleri tek tek dağarcığına katmak ve o kitapları anlamak arzusunda.

İlk birkaç sayfayı okurken Montag’ın da hissiz bir şekilde koskoca bir kütüphaneyi yok edebileceğini düşünüyorsunuz. Ama Clarisse McClellan ile konuşmaları başladıktan sonra Montag’ın da farklı bir yönü ortaya çıkıyor. Clarisse sanki Montag’ın duygularının bizlere görünür olmasını sağlayan bir ışık rolünde. Nitekim görevini tamamladıktan sonra olay örgüsünden çıkıyor zaten.

” adam rolü yap Ridley Efendi ; bugün İngiltere’de Tanrı’nın izniyle öyle bir mum yakacağız ki, inanıyorum ki asla sönmeyecek..’

Bu cümle bence Clarisse ile gerçekleşen konuşmalardan sonra ikinci kırılma noktası. Evini ve kitaplarını yakmaya gittikleri yaşlı kadının söylediği bu cümleler Montag’ın zihnini parçalayarak sabit her şeyi yerle bir ediyor. Ama görüyoruz ki aslında Montag’ın sorgulaması ne Clarisse ile ne de kendini kitaplarıyla birlikte yanarak ölüme terk eden yaşlı kadın ile başlamıştı. İtfaiyeci Guy Montag evinin tavan arasında değil açıp okumak dokunmaya bile korktuğu bir yığın kitap saklıyordu.

Bu ikinci kırılmayla birlikte farklı olan artık kitaplara dokunacak hatta onları okuyacak cesareti kazanmıştı.

” semender kendi kuyruğunu yiyor! Ey Tanrım! ”

Uyanışın romandaki son kilit taşı olan Faber’in akışa dahil olmasıyla Montag için artık geri dönüşü olmayan nokta da çok yaklaşmış oluyor. Clarisse gibi Faber de olan bitenin farkında.

Her itfaiyecinin evine gizli gizli kitaplar yerleştirip sonra da onları ihbar etmeyi planlıyorlar böylece hainler tek tek yakalanırken bir yandan da sistem içerden çatırdayacak ve nihayetinde de çöküşe hazır olacak.

Fakat planda beklenmedik değişiklikler oluyor..

Ama benim evimin önünde durduk.

” şunu hatırlamalısın ki onları yakmazsan onlar seni yakar, ”

Faber ile tanışmasından sonra hızla gelişen olaylar zinciri Guy’ın kendi evini ve kitaplarını yakmaya zorlanması ile kopuyor. İtfaiye şefini de yakıp öldürerek kaçıp şehri terk etmek zorunda kalıyor.

Fahrenheit’e Sonsöz

Roman, Montag’ın kendisi gibi hatırlayan dostlar edinmesi ile son buluyor. Sessizce, hafızalarında sıkı sıkıya tuttukları cümleleri özgürce haykırabilecekleri günlerin gelmesini bekleyen bir Uyanış Cemiyeti.

Ben okurken neden ihbar geldiğinde gidip yalnızca kitapları yakmıyorlar da bütün evi kül ediyorlar diye düşündüm sürekli. Ders vermek için mi? Caydırıcı bir ceza olsun diye mi? Sonra ev ne demek diye düşündüm. Güvenlik, sıcaklık, özgürlük. Dışarısı ne güvenlidir ne bir Aralık gecesinde sizi sıcak tutabilir bunlardan da öte dışarıda istediğiniz gibi giyinemez yürüyemez ve hareket edemezsiniz. Dışarısı ev gibi değildir. Evle birlikte bunları da sarsmak istiyor olabilirler diye düşündüm bütün bu güvenli kale algısını yerle bir etmek..

Yazarın kendi kitabına yazdığı nottan da öyle etkilendim ki sanırım daha sonra bir yazı da sırf onun hakkında yazacağım.

Peki kitabın isminin nereden geldiğini biliyor musunuz? Okuyun ve öğrenin, ben bayıldım.

Yazıma Ray Bradbury’nin kendini anlattığı şu cümlelerle son vermek istiyorum;

Dünyadaki herhangi bir insan grubuna sadık olmak istemiyordum. Kendi öfkeme sadık olmak istiyordum. Gruplara ait olmaktan hep korkmuşumdur…

Fahrenheit 451: Sesli Önsöz / Ray Bradbury

Fahrenheit 451 – Ray Bradbury/ Özet – İnceleme’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s