Psikolojik Danışma ve Rehberlik – PDR Bölümü

Bitirmeme son iki dönem kalmışken ilk kez bölümüm hakkında konuşacağım. Zamanı gelmiştir herhalde.

Böyle yazmışım üniversitedeki son yılıma başlarken.

2020 Haziran’da mezun olacağım diye de eklemişim. Virüsten, hastalıktan habersiz; bazı hocalarımı ve çoğu sınıf arkadaşımı son kez gördüğümü fark bile etmeden vedalaşmadan okuldan ayrılıp sonra da bilgisayardan sınavlara girip mezun olacağımı hiç düşünebilir miydim acaba bunları yazarken?

Benim de sorunum bu işte; çok fazla taslak açıyorum başlıklar yazıyorum birkaç cümle ekliyorum sonra kapayıp bir sene geri dönemediğim oluyor bunun gibi. Dönemediğim deyince yumuşattım biraz ama baya da dönmediğim aslında.

Ama üç senedir ilk kez taslağıma bu kadar büyük bir değişimle dönüyorum.

Neyse günah çıkarma bittiyse konumuza geri dönelim.

Bölümü seçmeyi düşünenlere; bölümün içeriğini ya bu pdrciler ne yapıyor diye merak edenlere ve o ne 2 yıllık mı diye soranlara cevap niteliğinde bir yazı olmasına çaba göstereceğim.

Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünü bitirenlere psikolojik danışman denir.

Peki, PDR`yi tercih etmek için kriterleriniz neler olmalı?

Psikoloji ile ilgili eğitim alıyor olmak bence ciddi bir sorumluluk ve bu yalnızca danışanlarınıza karşı aldığınız bir sorumluluk değil aynı zamanda sosyal ve günlük yaşamı da kapsıyor. En önce kişi kendine, ben böyle bir yükümlülüğün altına gönüllü olarak girmek istiyor muyum, diye sormalı. Cevap evet ise biraz da derslerden bahsedelim:

Dersler… Bu kısım hakikaten güzel, psikolojiye insanlara ilgisi olan etrafını gözlemlemeyi seven bir insansanız dersler zevkli ilerler. Hayatınıza uygulayabileceğiniz, sıklıkla ya ben bunu yapıyorum diyebileceğiniz insanlarda gördüğünüzde artık bakıp geçmek yerine dikkat kesileceğiniz bir sürü yeni davranış kalıpları, düşünceler öğreneceksiniz. Teorik derslerin yanında bolca uygulama yapma olanağı da sunuyor size PDR bölümü. Psikolojik danışman adayı olarak danışan görecek, süpervizyon* alacaksınız. Yanı sıra stajlarda farklı kurumlarda çalışmayı deneyimleyerek kendinizi nereye ait hissettiğinizi de keşfedebilirsiniz. Zira bölümün tek amacı okullara ”rehber öğretmen” yetiştirmek değil çünkü sanılanın aksine. Adliyelerde pedagog kadro ünvanı ile psikolojik danışman istihdam edildiğini biliyor muydunuz?

Evet kısaca dersler yalnızca geçmek için çalıştığınız uğraşlar olmayacak, hayatınız haline gelecek size hayatı ve kendinizi yeniden keşfettirecek.

İddialı gibi değil mi?

Ama bütün bunların yanında bu bölümü ciddiye alırsanız, muhtemelen hayatınız değişecek ve bunu 1.sınıfın 1.döneminden itibaren hissedeceksiniz. İnsanlara bakışınız çocuklara yaklaşımınız insanlarla konuşma ve iletişim kurma biçiminiz değişecek, iyileşecek. Önceden sadece bakarken artık gören bir insan olacaksınız ve söylemeliyim ki bu herzaman o kadar da güzel bir şey olmasa da bölümün en büyük katkısı denilebilir.

Psikoloji yalnızca teoride öğretilen, danışma odasından çıktıktan sonra üzerini anahtarla kitleyebileceğiniz bir şey değil. Sizinle birlikte isteseniz de istemeseniz de her yere geliyor. Hayatı seviyor, yaşamayı insanlara dokunmayı seviyor bu yüzden onu hayattan uzaklaştırabilmeniz mümkün değil.

Yine ben bu yazıya başladığımda MEB bünyesine ataması yapılan psikolojik danışmanlara Rehber Öğretmen deniyordu. Bu nedenle de meslek tanımı yapmak bizler için zorlaşıyordu. Bununla ilgili güzel bir gelişme oldu yeni yönetmeliğimiz ile birlikte artık okullarda okul psikolojik danışmanı olarak yer alıyoruz. Mutluyuz, umutluyuz. ( Buraya not düşmek isterim rehber öğretmen diye bir kadro hala var çünkü geçmiş yıllarda uygulanan hatalı politikalar nedeniyle okullarda bildiğim kadarıyla %30 oranında alan dışı dediğimiz sosyoloji felsefe ve psikoloji bölümü mezunları halen rehber öğretmen olarak görev yapmaktadır. )

Okul psikolojik danışmanlığı ile devam etmek istiyorum çünkü bölüm mezunlarının en çok istihdam edildiği yer milli eğitim bakanlığı.

Okul çağındaki çocuk ve ergenlerin yalnızca matematik öğrenmeye, dil bilgisine ve bilumum müfredat derslerine ihtiyaçları olduğunu düşünmek çok büyük bir yanılgı olur. 2020 yılı süresince içinde bulunduğumuz çeşitli afet ve pandemi koşulları içerisinde psikolojik dayanıklılığın önemini daha somut bir şekilde gördük diye düşünüyorum.

Yani, bunlar olmasa bile bence yapılan en büyük hata öğrenci başlığı altında bütün çocuk ve gençlerin tek bir kişiymiş gibi düşünülmesi. Her birinin farklı çevrelerde yetiştiklerinin (kardeş olanların bile), farklı ilgilere farklı düşlere sahip olduklarının yeterince ayırdında değiliz. Değiliz diyorum çünkü bu hataya bu işin içinde olan herkes bence zaman zaman düşüyor. Madalyonun diğer yüzünden bakılınca haksız da sayılmayız; sistem, okulların kalabalıklığı, zorlu yaşam koşulları, hepimizi buna zorluyor bazen.

Bu yüzden çağdaş eğitim sisteminin temelini öğrenci kişilik hizmetleri oluşturur ve onun da merkezinde psikolojik danışmanlar aktif şekilde görev alır.

Çok kısa mezunların çalışabileceği diğer yerlerden de bahsedip yazımı sonlandırıyorum:

  • Rehberlik ve Araştırma Merkezleri
  • Özel Eğitim Merkezleri
  • Adalet Bakanlığı
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
  • Diyanet
  • TSK
  • Psikolojik Danışma Merkezleri

Muhtemelen saymayı unuttuğum yerler de vardır.


Süpervizyon : Meslekte deneyimli bir uzmanın, daha az deneyimli bir uzmana sunduğu bilgi, destek ve değerlendirme ile mesleki becerilerine ilişkin katkı sağlamasıdır.