acılarımız

Konuşmamız gereken bir şeyler var. Söylenmemiş sözlerimiz kapağı hiç açılmamış hikayelerimiz var.

Yalnızız çokça aslında. Güneş batarken üzerinde karıncaların gezdiği bir mezar taşı kadar yalnızız. Terk edilmiş ve soğuk. Mutsuzluğumuz da bu yüzden. Mutluluklarımızın uçuculuğu da.

Tüm bu parçalanmış bedenlerin arasındaki ruhların gürültüsü içinde hiç duymadığımız sesler var. Kaybolup giden bir şeyler var ellerimizin arasından. Ama başka eller, başka bedenler başka ruhlar bunlar.

Bizim değil, tanıdık hiç değil.

İçimiz parçalanıyor kalplerimiz acıyor bazen ama bu acı da bizim değil. Onu oraya başkası koymuş gibi. Her an gidebilir. Zaten gitsin.

Kalanlar neye yarar ki bizim içimiz gidenleri alır. Çabuk gidenleri ve gelip geçenleri. Bir şeyin kalmasına kalıcı gibi olmasına bile tahammül edemeyiz. Akışkan, savruk bir hayatın içinden geçiyoruz tutunsak hem neye tutunabiliriz?

Bizim değil bu acılar sahi, tanıdık hiç değil.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s