Grup Psikolojisi ve Ego Analizi – Sigmund Freud / Özet- İnceleme

Kitap, psikolojik bir grup hangi dinamiklerden oluşur nasıl bir arada kalır ve normal bir birey neden psikolojik bir grubun parçası olmak ister bunları anlamlandırmak amacıyla yazılmıştır.

Le Bon’un Grup Zihni Tanımı

Freud’un bahsettiği şekilde, terapist bireylerin içgüdüsel dürtülerini, davranışlarının altında yatan nedenleri ve sosyal ilişkileri inceleyip buradan edindiklerini gerekli bağlantıları kurup açıkladıktan sonra dahi kişide var olan ve anlamlandıramadığı başka davranış biçimleriyle karşı karşıya kalabilir. Bireyin kendisinden beklenilenden farklı olarak düşündüğü, davrandığı ve hissettiği durumlar kişinin Le Bon’un psikolojik grup olarak adlandırdığı bir kitlenin içine dahil olduğunun görülmesi ile anlamlılık kazanır. Freud araştırmalarını Fransız sosyolog Le Bon’un Kitleler Psikolojisi adlı kitabı ile temellendirmiştir. Le Bon’a göre bir psikolojik grubun en dikkat çekici özelliği ardından gelmedir. Grubun içindeki bireyler teker teker kim olurlarsa olsunlar, bireysel davranışları ne kadar farklılaşırsa farklılaşsın grup içerisinde bir bütün halini alırlar. Le Bon bu durumu bir araya gelerek vücut halini alan hücrelere benzetir. Hücreler artık birleşerek yeni bir varlık haline getirdikleri vücudun özelliklerini taşısalar da hücreye ait özelliklerini kaybetmişlerdir.

 Grubu bir araya getiren ve onları bir arada tutan bir bağ olması gerekir. Grup içinde bulunmak ayrıca rahatlatıcıdır çünkü kişinin bilinçaltında bulunan ve bastırdığı birtakım dürtülerden kurtulmasına olanak sağlar çünkü grup içerisinde bireylerin karar verme ya da sorumluluk alma eğilimleri daha azdır. Le Bon bu durumu hipnoz altında bulunan ve kendisine telkinler veren kişinin söylediklerini aynen gerçekleştiren birinin durumuna benzetir. Grup içerisindeki birey de bilinçli bir şekilde hareket etmez ve telkine açıktır. Buna ek olarak Freud burada önemli olanın bu telkini sağlayan kişi olduğunu savunur.

Le Bon, psikolojik grupların özelliklerini sıralarken özellikle saldırgan, sabırsız ve abartılı oldukları üzerinde durur. Kişiler için tek tek imkânsız olabilecek durumlar grup içerisindeyken imkânlı gözükebilir ve grup bir şeyi başarmak istediğinde bunun hemen gerçekleşmesini ister, beklemeye tahammülü yoktur. Güçten hoşlanır, kibarlığı zayıf bulur. Grup yönetilmek ister ve yöneten kişiden beklentisi de şiddettir. Yeniliğe, değişime ve gelişmelere tamamen kapalı bir yapı sergiler ve geleneğe sonsuz, dayanaksız bir saygısı, yönelimi vardır. İnsanlar ve hayvanlarda bu şekilde gruplar haline gelme özelliği içgüdüsel olarak mevcuttur. Bir liderin boyunduruğu altına girmeyi isterler. Liderde grubu oluşturan bireylerin ilgisini çeken ve onlarda mevcut olmayan bir özelliği taşıyan biri olmalıdır. Liderin en önemli özelliği saygınlıktır. Öyle ki bu özellik eleştirel düşünmeyi dondurur ve kişiyi merak ve saygı ile sarar. Fakat bu saygınlık bir başarısızlık durumunda kaybolur.

Ortak Zihinsel Hayatın Diğer Açıklamaları

 Freud’un kitabında yer verdiği bir diğer çalışma da psikolog William McDougall’ın Grup Zihni adlı kitabıdır. Burada Mcdougall grupların aslında rastgele bir araya gelişmiş bir kalabalıktan daha fazla bir şey olamayacaklarını vurgular. Bu kalabalığın ortak tek yönü bir nesneye aynı ilgiyi duymaları, bir durumla ilgili aynı duygusal önyargıya sahip olmalarıdır. Oluşan grubun en önemli özelliği kişiler yalnızken duygularını daha sınırlı yaşarlarken grubun bu sınırları ortadan kaldırması ve duyguları yüceltmesi/ derinleştirmesidir. Yine Mcdougall da grubun eleştiri gücünü kaybettiğine vurgu yapar. Öyle ki grup uyum sağlayabilmek adına bilincinden vazgeçebilir, duygularını artık sınırsız ve derin yaşayabiliyor olmanın cazibesine kapılıp boyun eğmeye razı olabilir.Grubun sabırsız, kaba, tutarsız, fevri ve abartılı olması yönünden tanımlamaları Le Bon ile benzerlik gösterir. Bunu bir adım daha ileriye taşıyarak McDougall grubun davranış biçimini başa çıkılamaz bir çocuk ve daha kötü durumlarda da vahşi bir canavarın davranışına benzetmiştir.

McDougall, Le Bon’dan farklı olarak grubun bu dezavantajlarının nasıl ortadan kalkabileceği üzerinde de durmuştur.

Telkin ve Libido

Freud’a göre grupları bir arada tutan bir güç muhakkak mevcuttur fakat bu güç psikanalizin merkezine aldığı eros yani bu kavramla kesişen libidodan başka bir şey değildir. Kitabın devamında incelenecek olan bir diğer sav da bireylerin grup içerisinde kendi istek ve arzularından vazgeçerek telkine açık hale gelmelerinin nedeni başkaları ile uyum içerisinde olma gereksinimidir.

Yapay İki Grup: Kilise ve Ordu

Freud kilise ve orduyu yapay gruplar olarak tanımlar. Bunun nedeni her ikisinin de değişik şekillerde de olsa dışarıdan müdahale ile korunmaya mecbur olmaları ve gruptan ayrılmaya yönelik girişimlerin ceza ile karşılanmasıdır.

Her iki grubun başında da grubun her üyesini eşit düzeyde seven bir lider düşüncesi var. Bu kilisede mesih ve orduda başkomutandır. Grubun beraberliği temelde bu düşünce üzerine kuruludur hatta eğer bu düşünce bir şekilde yıkılsaydı kilise de ordu da dağılırdı. Bu iki lider de üyeleri kardeşlik bağı ile birbirine bağlar ve liderler de tüm çocuklarını eşit şekilde seven bir baba rolündedir.

İşte grupları bir arada tutan şey bu bağdır ve eğer bir şekilde bu bağ zarar görürse grup parçalanır ve bu da büyük bir paniğe neden olur. Grubun bir parçası olan başarılı bir asker önceleri çok daha büyük zorluklarla baş edebilmişken bir şekilde tehlike ile bireysel olarak karşılaştığı durumda bu tehlikeyi daha büyük olarak düşünür. Yani Le Bon’un yayılım diye ifade ettiği ( grup içerisinde duyguların birbirine çarparak büyümesi) ve McDougall’ın da duyguların yüceltilmesi ( grubun duygularını sınırsız yaşaası) olarak ifade ettiği durumlar Freud’un tehlike karşısındaki askerin durumuna verdiğimiz örnek ile çelişir. Freud bunu tam tersi olarak, grubun panik ve korku gibi duyguların etkisini azaltmaya yaradığı şeklinde, yorumlar. Ayrıca bir oyundaki ‘komutan başını kaybetti’ repliğinden sonra bütün askerlerin dağılıp kaçmasını da örnek olarak gösterir. Tehlike aynı tehlikedir ama liderin denklemden çekilmesi bütün bir grubun çözülmesi ile sonuçlanmıştır.

Özdeşleşme

Son olarak değinilen konu egonun kendi narsizminden vazgeçerek bir otoritenin üstünlüğünü neden kabul ettiğidir. Freud bu durumu özdeşleşme ile açıklıyor. Özdeşleşmenin 3 türünü tanımlıyor. Özdeşleşme için seçilen kişinin özne olması (kişinin onunla bir olma isteği), seçilen kişinin nesne olması (nesne yoluyla cinsel doyuma ulaşma arzusu), ve cinsel istek nesnesi olmayan bir insan ile paylaşılan ortak bir özellik yoluyla oluşması. İşte grupların oluşması da tanımlanan üçüncü tür ile gerçekleşiyor ve ortak özellik de lidere duyulan bağdan kaynaklanıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s