İsimsiz Çocuklar

Siz hiç 6 yaşında oldunuz mu?

Peki ya sıcak bir ev, güvenli bir sokak, bazen güzel bazen o kadar da güzel gelmeyen yemekler, birbirinizi anlayabildiğiniz aynı dili konuştuğunuz arkadaşlarınız… Sahip oldunuz mu tüm bunlara?

Sahi ya anlamasalardı… 6 yaşında olduysanız bilirsiniz… İnsanın o yaşta söyleyeceği hep çok şey olur.

Söyleyeceklerini içine hapseden bir çocuk olun şimdi. Kaç yaşında olursanız olun ama bir çocuk olun. En çocuk olduğunuz yaş olsun hatta, en çok ait olduğunuz en çok sevdiğiniz ve sevildiğiniz yaşta olun.

Şimdi kimsenin sevmediği bir çocuk olun, kimsenin oynamak istemediği bir çocuk kadar yalnız olun.

Neden mi? Anlamıyorsunuz da ondan.

Bir çocuğun ”öğretmenim, bana Suriyeli dediler” diye ağlamasının içindeki acıyı tadamıyorsunuz, bir çocuğun olduğu kişiden, sorsan ne demek olduğunu bile açıklayamayacağı bir şey olan etnik kökeninden utanmasını korkmasını anlayamıyorsunuz.

Olursanız belki anlarsınız.

Siyasetten, birtakım insanların verdikleri kararlardan yaptıkları işlerden başka bir şey bu, ideolojilerinizden çok başka.

Bende hatalı bir yan var, bende bir yanlışlık var diye düşünmesini sağlayarak büyütmemeliyiz hiçbir çocuğu, böyle büyümesinin nedeni olmamalıyız.

Belki bir şeyler yanlış yapıldı, belki atılan tüm adımlar da yanlıştı ama ortada bir gerçeklik var bu çocuklar buradalar, gerçekler. Bu gerçeğe sırtımızı dönmeye çalıştıkça büyüyerek katlanarak daha da acıyarak soğuyarak her seferinde karşımıza çıkacak.

Bir kere olsun 6 yaşında olun. İlkokula yeni başlayın, yanlışlıkla anadilimden bir kelime söylersem benimle dalga geçerler diye konuşmaya korkun, susun, susun…

Susmayın.