hafızadan kurtulmak

Sırtımızdaki en büyük yüklerden biri, geçmiş. Bundan kurtulmanın yollarını arayarak, sürekli hatırlayarak ya da keşkelerle anarak geçiyor bir çoğumuzun ömrü. Geçmişten bir anının, bir zamanın suyunu sıkıp çıkarttığı posasını da şimdiye saldığı hayaletler gibiyiz çoğu zaman. Kendi kendimize dadanıyoruz.

Geçmişten gerçekten kurtulmanın bir yolu var mı? İnsan yaşadıklarını bir bıçak gibi kesip atabilir mi sahiden? Öyleyse bile bunu yapmak ister miydik, bence asıl soru bu. Çünkü teker teker bu satırları okuyan herkesle konuşsam her birinizin geçmişinde dokunduğunda parmaklarını acıtan en az bir düğümle karşılaşırdım muhtemelen. Çünkü hayat tam da böyle bir yer. Acı dolu düğümlerin iç içe geçtiği herkesin savaşlar verdiği ve türlü acılara maruz kaldığı… Dışarıdan en zahmetsiz hayatı yaşıyor görünenlerin bile acılarının olduğu bir yer. Çünkü eğer hiçbir şey yoksa bile herkesin hayatında ölüm var ve buna hiçbir şeyin çaresi yok.

Acılar; düşündüğünde insana hüzün veren deneyimler, kötü hatıralar, içlerindeki buruk tarafın yanında bir yandan kıymetli de bir yanları da. Öğretici olmaları.

Açıkçası, ben olumsuz deneyimlerden öğrenmek zorunda olduğuma inanıyorum. Çünkü öyle değilse onca üzüntüyü boşuna yaşamış gibi hissedeceğimi düşünüyorum. Bunun bana katkısı olmalı ve o olayı yaşamadan önceki halimden daha farklı olmalıyım ki yaşananların da bir anlamı olsun.

Fakat biz biraz da acıyı ve melankoliyi seven bir toplum olarak bu hüzünleri olabildiğince hatırda tutup ve mütemadiyen de deşerek ona tutunmayı da seçebiliyoruz.

Yine kabul etmelisiniz ki, o hareketi yapmasaydı o insanı hayatınızdan çıkarmayacaktınız. Kim bilir belki dostlarınız da sizi defalarca uyarmıştı. O alışkanlığı bırakmayacaktınız eğer o son noktayı koyan olayı yaşamasaydınız.

Belki düşününce hala içiniz acıyor ve şimdiki aklınız olsa onu öyle yapmadınız ama şimdiki aklınızı bu savaşlar sayesinde kazandığınızı da unutmayın. Bırakın acılara tutunmayın, başınızı topraktan kaldırın ve yolunuza devam edin.

Yol uzun, zor ve yeni acılarla dolu. Ama neyse ki bu o kadar da kötü bir şey değil.

Tecrübeleriyle barışık, geçmişte değil bugünde yaşamayı başarabilen bireyler olabilmemiz ve böyle bireyler yetiştirebilmemiz dileğiyle.