Tutunmaya Çabalayamayan-lar

İnsanların birbirini rahatlıkla kandırabildiği, ikinci kez düşünmeye gerek duymadan birine yalan söyleyebildiği bir zamanda bazen hepimiz kendimize tutunacak bir dal arıyoruz. Üstelik bu öyle bir zaman ki içinde sabit bir şey neredeyse yok. Arkadaşlıklar kumdan kaleler gibi yıkılışı bir dalgaya bakıyor, ilişkiler geçici, güven aranıp da bulunamaz bir şey olmuş. Belki hayatların artık kolaylaşması bir şeylere hep çok kolay ulaşıyor olmamız getirmiştir bizi bu hale. Belki internet. Her şeyin elimizin altında olması, sayfalarca yazı yazıp tek hamleyle silebiliyor olmak mesela. Bilemiyorum. Belki bu bizim içimizdeydi, yavaş yavaş büyüttük onu yıllarca da tam şimdi başını topraktan çıkarmaya hazır oldu. Belki bunlar hep böyleydi, bizler tek tek yaşayınca anladık. Sahiden cevapsız sorular bunlar.

Ama bir dal arıyoruz bu bir gerçek. Oğuz Atay’ın Aylak Adam romanındaki bir paragraflık tutunma sorununu anlatan pasajdan esinlenerek dev bir eser olan Tutunamayanları ortaya çıkarması belki bir ithaftır içimizdeki bu boşluğa.

Ben önceden bu fikre biraz uzaktım, tutunulacak bir dal, ki o da bir insan oluyor, aramak bana adaletsizce geliyordu. Yani ya o insanın da tek ihtiyacı olan birine tutunmaksa, o zaman ne olacaktı? Aslında herkes kurtarılmak istiyordu ama kimsenin o el olmaya niyeti yoktu. Sonra ben ikisi de olabilirim sandım. Aynı anda.

Fakat işin açığı, böyle bir şey yokmuş. Bunun devamında ne söyleyebilirim emin değilim. Gerçek şu ki söylenecek pek de bir şey yok çünkü henüz bende bunun ilerisi yok. Hayal kırıklığı nokta. Kitabın devamını yazmak için çok çaba sarf ettiğim de oluyor kendi kendine akıp gittiği de. Galiba hayat biraz da böyledir. Alacalı bulacalı. Gri.

Yine de üzücü olsa da gerçektir ki hayal kırıklıkları güzel anılardan daha çok şey öğretir daima. Gerçekler çok can yakar ve cahillik de mutluluktur ama her şeyi bilip de susmak.. eh, fena değil..

Yine Oğuz Atay’ın günlüğüne yazdığı gibi;

Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.

dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaydaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. herkesin, “- veli ağa’nın öküzleri gibi öküz, yoktur”, demesini isterdi. daha gülünçleri de vardır. ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: gerçek sevgiyi! bir kadın. birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!

Tutunmaya Çabalayamayan-lar’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s