Korku-Stefan Zweig/ Özet-İnceleme

Ölümü ensende hissedeceksin. Ölümü ve korkuyu. Ne zaman geleceğini, hangi gelişinde seni de alıp götüreceğini bilmeden, dakikaları saatlere, günlere yuvarlayarak belki üç gün sonra kurtulacaksın, belki de yıllarca acı çekeceksin.

Neyden bahsediyorum? Saygın, varlıklı bir aileden, iki çocuklu bayan Irene’den ve sıkıcı bulduğu bu hayattan kaçış olarak gördüğü piyanist sevgilisi Eduard’dan. Bahsetmeden olmaz eşinden ve hikayemizin ağlarını ören şantajcı eski sevgiliden.

Bir gün sevgilisinin evinden çıktıktan hemen sonra kendisine şantajlarıyla günlerce işkence edecek olan kadınla burun buruna gelir bayan Irene. Sevgilisinin eski sevgilisi olan bu kadın, kendisini ve eşini gayet iyi tanımaktadır. Giderek artan istekleriyle Irene’yı sürekli daha zor durumlar içerisinde bırakır. En sonunda bir keresinde evine kadar bile girer. Üstelik isteklerin sıklığı ve maddi değeri de giderek artıyordur.

Peki bu baskı ve korku dolu ortama Irene nasıl tepki verir? Günlerce uyku uyuyamaz; kocasının, çocuklarının yüzlerine bakamaz hale gelir. Stres adeta tüm vücuduna, tüm tepkilerine sirayet eder, onu ele geçirir. Her sağlıklı insanın strese vereceği bu gibi tepkiler dışında Irene kendisine bahşedilen, onca yıl gözünün önünde duran hayatını sevmeye başlar. Kendisini sıkan, bunaltan öyle ki bu bunaltıdan kurtulmak için her şeyini kaybetme pahasına kocasını aldatan Irene için artık bu hayat adeta tadını çıkarmak istediği ama yapamadığı, elinden alınan bir cazibeye dönüşmüştür . Nihayetinde tüm bu baskı ortamı dayanılmaz olduğunda Irene çareyi kendini öldürmekte bulur. Fakat öldüremez.

Hikayemiz, bu rolü oynaması için tutulan işsiz bir oyuncunun Irene’e şantaj yaptığı ortaya çıkarak son bulur. Üstelik tüm plan aldatıldığını tesadüf eseri öğrenen, karısını geri döndürmek isteyen Fritz Wagner’a aittir.

Yaşamını ve şimdi
mutluluğunu da oluşturan bütün bu şeylerin tadına daha derinden varmak
için gözleri kapalı yatmaya devam etti. İçinde hâlâ acıyan bir yer vardı, ama
iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken
yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı.

Bu küçük öykü aşırıya kaçmış bir intikam planının az kalsın ölümle son bulacak olmasının verdiği parmak sallama etkisinin yanı sıra olayların yaşandığı gelişme bölümünde bayan Wagner’ın duygularına odaklanmaya çağırıyor. Sahip olduğu yaşam, her zaman yanı başında duran çocuklar, kaybetme korkusu duymayacağı belirli saatlerde işte belirli saatlerde evde olan bir eşin; sahip olunanların rutin haline gelmiş olmasının, onları sıkıcı hale de getirdiğini, fakat bu boşvermişlik ve korkusuzluğa vurulan en ufak darbede Irene’ın de yaptığı gibi insanların nasıl da bunlara kucak açmak istediğini de düşündürüyor. Bayan Wagner gibi hizmetçilerle dolu bir eviniz, lüks pırlantalarınız ve bunların yerine kollarına sığındığınız kaçamak bir aşkınız olmayabilir, ama sizi seven insanların ne yaparsanız yapın hep sevmeye devam edeceklerini düşünmek, sahip olduğunuz büyük küçük her şey için minnet duygusundan yoksun olmakla Euard’la yasak bir ilişki yaşamak arasında çok da büyük bir fark yok.

Irene’e olduğu gibi ikisi de bir gün hiç beklemediğiniz bir anda yüzünüzde acı bir tokat gibi patlayabilir.

Üstelik, siz Irene kadar şanslı da olmayabilirsiniz.

Kendinize dikkat edin..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s