Mutlu Olmak mı Olamamak mı?

Bütün mesele bu. Mutluluk nasıl bir şeydir, hangi hormonlar bunu tetikler, tetiklenince beynin hangi kısımlarını aktif eder? Bu yazıda tüm bu saydıklarımı bulamayacaksınız. Bunun yerine ben kişisel görüşlerimden bahsedeceğim.

Mutlu olmak sahiden hayatımızın amacı mı olmalı? Ya da mutluluk ulaşılan ve bir kere ulaştıktan sonra hep orada kaldığımız bir varış noktası mı? Zaman zaman kötü hissediyorsak ve bazen de bu daha çok zaman alıyorsa, ne olmuş yani?

Aslında benim takıldığım, insanların üzgün hissettiklerinde sanki hiç mutlu olmamış gibi davranırlarken iyi zamanlarında kendilerinin farkında bile olmamaları.

Hatta aslında benim takıldığım mutluluğun bir çaba, işte bu hale getrilmesi. Çaba. Çabalayıp uğraşıp elde etmemiz gereken bir şey mi ki bu? Bu çabalar sonuç alamayınca ne oluyor? Kazanırsam çok mutlu olacağım dediğin üniversiteyi kazanamamandan söz etmiyorum. İstediğin bölümü kazanıp, o çok görmek istediğin yerleri gezip, aylardır para biriktirip satın aldığın telefondan sonra hissedemediğin mutluluktan bahsediyorum.

Hayallerinin bölümüydü, o telefonu alınca hayatın değişecekti, elde edince çok mutlu olacaktın hani? Vitrinde durduğu gibi durmuyor hayaller.

Böyle söyleyince de hayal kurmayın der gibi oldu. Söylemek istediğim bu değil. Mercek altına aldığımız konu da hayaller değil. Gerçekler. Yani tüm mutluluğu tüm umudu bu hayallere dayandırınca ne mi oluyor?

Hayal kırıklığı.

Mutluluk senin içinde. Huzur derinlerde. Şimdi gözlerini kapat, kollarını aç- Şaka. Burası kişisel gelişim sayfası değil tabiki.

Mutluluk bir hedef değildir dedik. Mutluluğu dışımızdaki nesnelere bağlarsak hayal kırıklığı yaşayabiliriz dedik. Ne demedik?

O zaman ne yapacağız?

Bu yazının amacı kimseye ders vermek değil elbette.

Bu yüzden ben-ce bir şeyler yapmaya en önce farkındalıkla başlıyoruz. Her türlü farkında oluş. Evinin, ailenin, arkadaşlarının, okulunun. Beğendiğin beğenmediğin ne varsa. Hepsinin.

Süregiden hayatın içinde bazen akışa kendimizi öyle kaptırıyoruz ki hayat adeta bizleri mekanikleştiriyor. Oturan yemek yiyen etrafta dolaşan ama çevresine asla değmeyen dokunmayan bir makine.

Bundan nasıl kurtulunur? Düşünerek. Sahip olunan imkanları görerek. Yok demeyin, bu yazıya ulaşmış olabilmeniz bile birtakım imkanlara sahip olduğunuzu gösteriyor.

Bir diğer önemli konu da, yalnızca talep eden alan taraf olmaktan çıkıp bir şeyler verebilmek. Yani ağaçların meyvelerinin, bitkilerin nimetlerinden faydalanırken bir yandan da bir fidan diktik mi bu güne kadar, bunu sorgulamak.

Ya da onun gibi bir şey.

Sonuç olarak, sanırım benim en çok demek istediğim şey, mutlu olmak diye bir şey var. Ama bence çoğu zaman ona gideceğim derken çıkmaz sokaklara sapıyoruz. Sonra da yolu değiştirmek yerine çıkmaz sokağın çıkmaz oluşuna ağlıyoruz.

Komik de biraz böyle olması. Bu hisler bize ait. Biz insanlara. Biz bunu yaşamanın yaşamımıza katmanın bir yolunu bulamıyorsak, bunu bizim yerimize kim yapacak?

Mutlu Olmak mı Olamamak mı?’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s