Uçurum

Esen rüzgar saçlarını dalgalandırdı, yüzüne batıp geçti. Önünde uzanan masmavi deniz, ayaklarının altında çimler. Dokunmak istedi önündeki maviliğe, elini uzattı. Sonra birden farkına vardı, aşağılara çok aşağılara yöneldi bakışları. Deniz önünde değil, derinlerde ayaklarının çok altında dalgalanıyordu. Ne yazık, bu uçurumdan atlamak ölüme direk bir bilet olacaktı. Fakat zaten istediği de bu değil miydi? İnsan asla emin olamıyordu işte. Bir taraftan yüzünü tatlı tatlı okşayan esinti vardı tenini alev alev yakan güneş ve burnunun ucuna konan kelebek. Fakat işte en nihayetinde bunların hepsi o kadar geçici o kadar sığ geliyordu ki üstelik hemen diğer tarafta hatta tam önünde ihtişamlı bir sonsuzluk vadeden ölüm.

Yaşam belirsizdir. Zıtlıklar çelişkilerle beslenir. Asla doymak bilmez. Oysa ölüm. Sabit. Durağan. Net.

Bir adım daha attı kadın. Tüm bu varoluş kavgası sanki sırtına bir çift kanat takmış itiyordu onu.

Sonra birden durdu. Onunla birlikte her şey de durdu. Yaşamdan bir adım daha uzakta işte o mesafe ölüme az biraz yakın, tam da yaşamla ölüm arasında durdu kaldı kadın.

Ölüm onu öldürene kadar kıpırdayamadı. Geri dönemedi, ileri zaten gidemezdi.

Uçurum’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s